Benim Söyleyeceğim Birşey Yok
Her zamanki gibi okuldan dönüyordum sevgili dostlar...Sabah
erken kalkmış,kargaların kahvaltısını yaptığı zamandan baya erken uyanmış
olduğum için otobüs yolculuğumun yarısı uykuda diğer yarısı ise uykuyla uyanık
olma arasındaki o ince çizgide geçiyordu.Tam o ince çizginin gerisinden 3
sayılık atış denemesinde bulunmaya hazırlanıyordum ki,yanımdaki amcanın
telefonunun çalması beni o çizgiden sıçrattı.Tek gözümü açıp etrafa “noluyor
lan?” bakışı atmamla beraber,”Şu telefona bakar mısın evladım kim arıyormuş?”
sorusunu duymam aynı zamana denk geldi.Telefonda gördüğüm rakamları (ki onların
yan yana dizilmesi amcayı arayan numarayı oluşturuyordu) uyku sersemi
gözlerimle gördüğüm kadarıyla,Matrix’ten akan kodları yakalıyormuşçasına amcaya
söyledim.Amca teşekkür etti…Amcanın yüzüne karşı rica ederim desem de kafamın
içinde yankılanan “Otobüste telefonunu niye kapatmıyorsun be adam,hem yasakları
çiğniyorsun hem de uykumun içine zıçıyorsun” sesine engel olamadım.O andan
sonra da bir daha uyuyamadım zaten.Zaten ineceğim durağa da yaklaşmıştım.Durağa
gelince otobüsten inip evime doğru yürümeye başlamıştım ki o amcayla aynı
durakta indiğimizi fark ettim.”Evladım sana çok teşekkür ederim,o arayan
numarayı söylemesen arayanın kim olduğunu bilemeyecektim ve telefonu kızımın
yüzüne kapamamış olacaktım” dedi…”Telefonu niye kızının yüzüne kapıosun
beyamca” diye gürledim aniden…”Sen evladının sana karşı gelmesi nasıl bir
şeydir bilir misin oğlum?” şeklinde ağlamaklı bir ses duydum.”Kocaya kaçtı
lanet olasıca kızım” diye devam etti amca.O sert ifadesinin altında aslında
kırılgan bir çocuk ifadesinin bulunduğunu görmek pek de zor olmadı benim için..”Kız
milleti değil mi,hepsi aynı yahuu,yüz vermeye gelmiyo bunlara” şeklinde
damardan giriş yaptım.Dozunu fazla kaçırmış olacağım ki,”Öyle be
evladım,öyle.Gel senle rakı içelim ne dersin? Benim 1940 doğumlu hatunla da dün
ayrıldık,zaten dertliyim” şeklinde bir yanıt aldım.”Oha be amca dedim,sen de
çok hızlıymışsın,helal olsun sana” “Yaa evladım,efsaneyim ben efsane ama gel
gör ki bir kızıma laf dinletemedim” diye yine ağlamaya başladı amca.Hemen
amcaya selpak uzattım,ona moral vermeye çalıştım.”1940 doğumlu hatunla ayrıldın
diye umudunu kaybetme hemen,1935 doğumlular seni bekler” diye gaz verme
girişiminde bulundum.Ancak evimin bulunduğu sokağa gelmiştim bile.Amcayla
birbirimize iyi dileklerde bulunarak vedalaştık.Amca uzaklaşırken kulağıma
“1930’lulara bile razıyım evlaaat” şeklinde sinek vızıltısı şeklinde bir ses
geldi.Hiç oralı bile olmadım.Çünkü artık uykusuzluktan gözüm hiçbir şeyi
görmez,kulaklarım hiçbir şeyi işitmez olmuştu…Yeni bir güne kargaların
kahvaltısını yapmasından sonra başlama ümidiyle yatağıma girdim…..
Konu: :)
zaten bu denli güzel yapanda gerçekle hayalin sentezi zaten..aslında şaşıyorum kendime.neden dersen 1 seneyi aşkındır burdayım hatta abartıp blog yarışmasında birinci bile oldum o kadar insan arkadaşım ve okuyucum oldu ben seni nasıl gözden kaçırdım.. sanırım sende benim gibi sadece kendi için yazan ve başarılı olunca tesadfütür diyenlerdensin: ) ama bundan sonra takipteyim: ) yazmaya dvm: )
Bağlantı »
Konu: berkayinevreni
beğendiğine çok sevindim.ilgin için çok teşekkür ederim.internetimin olmadığı bir gün can sıkıntısıyla başladığım bir yazıydı.yaşadığım bir olayı anlatarak başladım ama sonrasında tahmin edebileceğiniz gibi hayalgücüm devreye girdi:)
Bağlantı »
Konu: : )
: )) çok severek okudum..ne zamandır listemdesin ama ziyaret etmemişim..hayıflandım kendimce ve listemde benimle arkadaş olarak gözükmek için duran ve türkçeyi kullanamayan bir sürü insanı bir arada görünce seni yabana atma gafletinde bulunduğum için kendime kızdım..Çok güzel bir anlatım..ellerine sağlık
Bağlantı »